Biri

Benim ‘Tekrarlayan Günüm’

Çok sevdiğim ‘Groundhog Day’ filmi, hep aynı günü yaşayan bir insanı ve sadece kendisinin o günü değiştirebildiğini anlatır. Eşim Işıl da,kendi bir gününü esprili bir şekilde naklettiği yazısında aslında hepimizin çoğu zaman aynı günü yaşadığımızı ama bunun da hoş bir şey olduğunu yazmıştı. Yazısını okuduğunuzda aynı günü defalarca yaşayabildiği ve her seferinde bundan haz alabildiği için şükrettiğini hissedebilirsiniz.

Bu haftadan sonra onun ‘aynı günü’ eskisinden küçük farklılıklar içerecek. İş hayatında yavaş yavaş da olsa bir değişiklik başlıyor. Onun yeni ‘aynı’ günlerini de aynı duyguyla karşılayacağını biliyor ve hayata bakışının hep böyle kalması dileğimle yıllarca önce bana yazdığı ve çok sevdiğim yazısını aşağıya kopyalıyorum:

‘My Groundhog Day’ / Benim Tekrarlayan Günüm

Aslında bu film fantezi degil, bizim normal günlük hayatımızın neredeyse tıpkısı, mesela benim standart bir hafta içi günüme bakarsak:
Sabah 6:40′da zil calarak veya zili 6:39′da kapatarak kalkış,
Banyo faslı
Çayın altını yak, Aslı’nın ilacını folyodan çıkar,
Folyoyu kutuya tık, ucu prospektüse takılarak kutu dışına taşar,
Büyük çay bardagina su koy, ilaç elinde Aslı’nın odasına git
6:50 de Aslı’yı uyandırmaya çalış, yorgana sarılarak homurdanır
İlacı ve suyu pencerenin kenarına koy, ‘iki dakika sonra gelicem’ de
Barış’a seslen, homurdanarak uyumaya devam eder
Giyin
Tekrar Barış’a acıklı gecikme edebiyatı yap, artık kalkar
Tekrar Aslı’ya git, ilacı içir
Mutfağa git, kahvaltıyı çıkar
Aslı’nın cantasını söylenerek al, fermuarı kapamadığı için kitaplar yere dökülür,
Çantayı topla, kapının yanına koy, yemeği suyu içine yerleştir
Kalkmayan varsa en acıklı kaldırma edebiyatindan yap
Ekmek gazeteyi al, kupon uygun sayfada ise kes
Bu arada çay demlenmiştir
Çay kahvaltı gazete, ohh
Kahvaltı sırasında arada bir hadi kızım de, homurtular işit
Aslı’ya hadi kızım saçını tara de, azar işit
Aslı’yı servise gönder, bu arada kediyi tut kacmasın
İkinci çayini iç
Yine geciktik diye fırla
Kosarak arabaya bin, kalk, bahçe kapısına git, Barış’ı bekle
5 dakika sonra Barış ayağını sürüyerek sallanarak gelir
Fırla git
İkinci köşede Eyüboğlu Fen Lisesi Servisi
Üçüncü köşede Üsküdar Fen Lisesi Servisi
Bazen servis beklemekte olan Duygu, Aslı’nın arkadaşı, selam verir, büyük değişiklik
Kızıltoprak’ta caddeye çıkarken bir iki araba selektör yapar, onlar sağa köprüye ben sola Üsküdar yoluna gitmek istiyorum, yollarını kestim, neyse ki bu arabalar sanırım her gün farklı, beni tanımıyordur
Aaaa, araba saatim kendi kendine haftalardan sonra çalışmaya başlamış, büyük değişiklik ve mutluluk, bir de radyom başlasa, deniyorum, hayır hala çalmıyor!
-Karacaahmet (Son Durak)
-Zeynep Kamil (İlk Durak),
-Okula Barış’ı bırakıyorum,
-ÜAL’nin arka yolu, Ermeni kilisesi, o köşe senin, bu köşe benim ve Fıstık ağacı:
Işıklara aldırmayarak bize yol vermeyen ana caddedeki araçlara içinden söylen, bir iki korna çal ve bir dahaki ışıkta cansiperane geçmeyi başar
Kadınlar kahvesindeki kadınlara içimden selam, kırk yılda bir durup bir çay içersem, uuf, ne mutlu bana!
Bağlarbaşı yokuşuna giderken soldaki bir köşkün yaşlı şoförüne (sonradan adı Hello Man oldu) bir selam,
Bağlarbaşından denize iniş; sonunda kıyıdayım, deniz ne güzel,
Eğer durup denizi koklasam, bu gerçekten büyük ayrıcalık, ama maalesef imkansıza yakın. Alis Harikalar Dünyası’ndaki gibi “Geç kalıyorum, geç kalıyorum”,
Beylerbeyi çıkışından yukarı sap, ağaclar çok güzel, her seferinde yeniden hayran kal
Köşede nöbetteki askerlere içinden bir selam, bazen hafif bir gerçek selam,
Otobüs durağında bekleyen iki Japon çocuk ve gözlüklü sivri bir genç kadın, kadın ööyle duruyor, tepkisiz, Japonlar da oldukça ifadesiz,
kenar kenar git veya ikinci sıradaysan tam doğru yerde sağ şeride gec, köprüde en sağda olmalıyım ki denizi daha iyi görebileyim,
Köprüye geçerken köşede iki polis, hararetle geç geç yapıyor, şöyle bir hızlanıyorum, saatlerdir adım adım gidiyordum, gaz pedalım paslanmış,
Polislerin biri genellikle gözlüklü uzun saçlı bir kız, iki polis de kız ise hem bakmadan “geç geç” yapıyor, hem aralarında konusuyorlar, herhalde yakışıklı arkadaslarının dedikodusunu yapıyorlardır
ve Avrupa’ya hoşgeldiniz levhası
Park yeri arayış, bu günün en heyecanlı anlarından biri, iyi bir yer bulunca cok seviniş
Şirkete gel, görevlilerle selamlaş,(Tüh, yine geç kalmışım)
Çay ve su al
Gülay çoktan gelmiş ve çayını iciyor
Bilgisayarı aç, emailleri, oku, yanıtla, v.s.
Gülay sıcak su alıyor, bitki çayını içecek, saat tam 10:30 olmalı, bakıyorum, evet 10:30
Ve saire, sakın bunu sıkılıp yazıyorum sanma, çoğunu çok seviyorum, ama aynı Ground Hog Day gibi değil mi?”


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

  • 'Ne Anladım Ben Bu Hayattan' en son
    05.03.2012
    tarihinde güncellenmiştir.
  • Gün gün yazılar

    Temmuz 2020
    Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
    « Kas    
     12345
    6789101112
    13141516171819
    20212223242526
    2728293031